Hanife Teyzenin Hikayesi

Allah, evladın da komşunun da hayırlısını versin.

Ve lütfen komşularımızı ziyaret edelim. Bir ihtiyaçları var mı diye soralım.

Yürek yakıcı hikayeyi okur musunuz?

*****

Komşumuz Hanife teyze var. 8 aydır konuya komşuya “bayat ekmeğiniz var mı?

Varsa verin kuşlar cama geliyor ıslayıp veriyorum” diyordu.  Çok da zayıflamıştı. Kiracıydı. “Çok ucuza oturuyorum diye rutubetini çekiyorum” diyordu.

Eşinden dul maaşı alıyordu. Ancak önceleri gülen, şaka yapan Hanife teyze gitmiş, yerine suskun düşünceli Hanife teyze gelmişti. Annem bir gün dolma yapmıştı.

Bir tabak dolma uzatarak; “Hadi götür Hanife teyzene de sıcak sıcak yesin” dedi.

Hanife teyzenin zilini çaldım.75 yaşındaydı. Yavaş yavaş gelerek; “Kim o?” dedi. “Ben Zeynep Hanife teyze” dedim. “Tamam, açıyorum kızım” dedi. “Annem dolma yolladı” dedim. Elimden aldı, yüzüme baktı, yutkundu.

“Allah razı olsun. Ben de yemek yiyecektim, şimdi yerim” dedi. “Hanife teyze annem tabağı istedi” deyince Hanife teyze kapıyı kapatmayı bıraktı mutfağa yöneldi. İçeriye baktım. Oturma odası karanlıktı. Işığı yaktım.

Masanın üstünde bir bardak su ve ıslatılmış ekmekler tabağa doğranmıştı. Hemen kapının önüne çıktım. Hanife teyze tabağı uzattı. “İki cihanda aziz olun evladım” dedi. “Sağ ol” dedim.

Eve geldiğimde annem “Ne o ne oldu? Suratından düşen bin parça” dedi. “Anne, Hanife teyze tabağa bayat ekmekleri doğramıştı yiyordu” dedim. “Olur mu kızım? Baban da emekli, O da eşinden dolayı baban kadar emekli maaşı alıyor. Sen yanlış görmüşsündür, kuşlar içindir o. Biz geçiniyorsak ki 3 kişiyiz, O tek başına hayda hayda geçinir.”

Ertesi akşam anneme ne pişirdiğini sordum, etli kuru fasulye olduğunu öğrendim. İçimi bir kurt kemiriyordu. Akşam yemeğine oturmadan “Anne Hanife teyzeye de bir tabak götüreyim mi? Annem; “Kuru fasulye birtanem. Götür de, güzel bir şey değil” “Olsun hadi ver de götüreyim” Sıcak tabağı elime aldım.

Hanife teyzenin sesi: “Kim o?” “Ben Zeynep” Kapıyı açtı gülümseyerek, yüzüme baktı. “Annem kuru fasulye yolladı bilmem sever misiniz?”

“Nimeti ayırt etmem tabii ki severim. Allah razı olsun”

“Ha unutmadan annem tabağı istiyor”

Hanife teyze mutfak yoluna yönelir yönelmez, ben doğru içeri.

Masanın üstünde bir bardak su, ıslak ekmeklerin konduğu yarısı yenmiş tabak ve annemin bir gün önce verdiği dolmadan 4 tane. Soracaktım, sormalıydım. İçim içimi kemiriyordu.

Hanife teyze beni kapıda göremeyince içeriye yanıma geldi. Sanki “Sor” der gibi yüzüme bakıyordu ve sordum. “Bu ıslak ekmekleri sen mi yiyorsun? Hani kuşlara verecektin?”

Buğulu mavi gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Üzmüş müydüm anlayamadım daha 15 yaşındaydım ama ağlatmıştım.

“Evet ben yiyorum canım kızım. Benim bir oğlum birde kızım var. Burada değiller. Başka şehirdeler. İkisi de çalışıyor. Araba alacaklarmış. Bana kredi çektirdiler. Aldığım para ancak kiraya elektrik ve suya gidiyor. Üç beş kuruş ya kalıyor ya kalmıyor elimde. Ben de ekmek isteyemedim. Kol kırılır yen içinde kalır. Böyle biliriz. 3 yıl böyle idare edeceğim.Kimseye söyleme emi” dedi.

Bu sefer benim gözlerim yaşardı ..

Tabağı aldım, kapıdan çıkarken arkamdan “Kimseye söyleme güzel kız” diye bağırıyordu. Eve geldiğimde bağıra bağıra ağlıyordum. Annem şaşırmış, “Ne oldu kızım biri bir şey mi söyledi?” dedi.

Hanife teyzenin durumunu anneme anlattım. O da çok üzüldü.

“Böyle vicdansız evlat olmayacağım anneciğim” dedim.

3 yıl boyunca tüm mahalle Hanife teyzeye kimimiz sabah kahvaltılıkları götürüyor, kimimiz öğlen yemekleri kimimizse akşam yemekleri.

2 ay önce kaybettik. Hastayken okul çıkışı yanına uğramıştım. Bana; ” İyi kalpli meleğim sen mi geldin? Şükür borç bitti” dedi.

“Artık rahat edersin Hanife teyzem” dedim. “Evet, senin sayende sıkıntısız ekmek düşünmeden 3 yıl geçti. Rabbim seni korusun” dedi.

Bu konuşmadan 2 gün sonra vefat etmiş. Çok üzüldüm.

Bizim halkımız dilenemez ve isteyemez.

Aç kalırız da söyleyemeyiz.

Bu yazıyı okurken belki de gözyaşlarınızı tutamadınız.

Lütfen etrafımızdaki çevremizdeki halini, aç mı tok mu bilmediğimiz belki de önemsemediğimiz insanların halini hatırını soralım.

Komşularımızı ziyaret edelim.

Çok kısa bir süre için bu dünyadayız ve herkes birbirine karşı sorumludur unutmayalım.

Ve yine unutmayalım ki:

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” (Hz. Muhammed)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir